Balıkesir

afet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
afet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zonguldaklı Şair Muhittin Gökay: Kalbinden Dökülen Yeni Şiirleri

Zonguldaklı Şair Muhittin Gökay, bilinen adıyla Şair Metin, hayatın acı-tatlı tüm yönlerini, toplumsal olayları ve kişisel hüzünleri şiirlerine taşıyan mütevazi bir şairdir. 1952 yılında Zonguldak'ın Keller Köyü'nde dünyaya gelen ve ömrünün önemli bir kısmını Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) maden işçisi olarak geçirmiş olan Gökay, bu zorlu coğrafyanın ve yaşamın tüm izlerini mısralarında yaşatmaktadır. Daha önce yayımlanan ve Vatan, Kadere Ağlıyorum, Kış, Trabzon Heyelanı, Çaycuma Köprü Faciası, Soma Maden Faciası, 6 Şubat Maraş Depremi gibi şiirleriyle okuyucularının gönlüne taht kuran Şair Metin, şimdi de kalbinden dökülen en taze duygularını bizlere sunuyor.

Şairin, memleketi Zonguldak'ın doğal güzelliklerinden maden ocaklarının derinliklerine, büyük afetlerin bıraktığı toplumsal yaralardan bireysel aşk ve yalnızlık hissine kadar geniş bir yelpazede ele aldığı şiirleri, Anadolu'nun samimi ve içten sesini yansıtmaktadır. Onun dizeleri, okuyucuyu derinden sarsan bir duygu yoğunluğu taşır.

Şair Muhittin Gökay'ın, yayımlanmış şiir kitabının ardından kaleme aldığı, yine hüzün, pişmanlık ve bir kayboluş teması taşıyan yeni dizeleri, onun edebi yolculuğunda yeni bir pencere açıyor.


İşte Şair Muhittin Gökay'ın yeni şiirleri:


GÖRMESİN BENİ KUŞLAR (Şiir)

Bir hataya düştüm bilinmeyen nedenle, 

Yarılsa topraklar girsem içine. 

Görmesin beni kuşlar, kelebekler de, 

Tarihlerden silinsin kalmasın adım bile.


Oturuyorum evin önünde, oturakta, 

Yollar ağlıyor bana baktıkça. 

Dalından düşen yapraklar uçuşuyor havada, 

İçerim paramparça, kan geliyor ağzımda.


Şiirin Ardındaki Duygular

Şair Metin, bu yeni şiirinde de okuyucuyu derin bir pişmanlık ve kaçış duygusuyla baş başa bırakıyor. "Bir hataya düştüm bilinmeyen nedenle" dizesiyle başlayan şiir, şairin kendi varoluşundan bile utanacak kadar büyük bir iç sıkıntısı yaşadığını gösteriyor. Toprağa girme isteği, adının tarihten silinmesi arzusu, bu iç bunalımın şiddetini ortaya koyuyor. İkinci dörtlükte ise dış dünyaya yönelen şair, çevresindeki cansız varlıkların (yollar, düşen yapraklar) bile onun kederine ortak olduğunu görüyor. "İçerim paramparça, kan geliyor ağzımda" dizesi, duygusal yıkımın fiziksel bir acıya dönüşerek zirveye ulaştığı, güçlü bir imgedir. Şair Metin, bu dizelerle okuyucusuna yine sarsıcı ve gerçekçi bir halk edebiyatı örneği sunmaktadır.


Şair Muhittin Gökay'ın hayatın zorlu yollarından damıttığı ve gönül telimizi titreten bu samimi şiirleri, onun edebi mirasını daha da zenginleştirecektir.




1898 Balıkesir Depremi ve Zağnos Paşa Camii’nin Yıkılışı

Balıkesir tarihinin en yıkıcı doğal afetlerinden biri olan 1898 depremi, şehri derinden sarsmış, çok sayıda yapının yerle bir olmasına neden olmuştur. Bu büyük felaketin en dikkat çeken kayıplarından biri ise, şehrin en önemli tarihi ve dini simgelerinden biri olan Zağnos Paşa Camii’dir.

Fatih Sultan Mehmed’in vezirlerinden Zağnos Mehmed Paşa tarafından 15. yüzyılda inşa ettirilen bu cami, sadece bir ibadet yeri değil, aynı zamanda Balıkesir’in kalbinde yükselen bir kültür ve tarih anıtıydı. Geniş avlusu, anıtsal kubbesi ve klasik Osmanlı mimarisini yansıtan detaylarıyla hem halkın hem de seyyahların hayranlıkla baktığı bir eserdi.

Ancak 1898 yılında meydana gelen şiddetli deprem, kentin birçok yapısıyla birlikte Zağnos Paşa Camii’ni de ağır şekilde etkiledi. Ana kubbe çöktü, duvarlarda büyük çatlaklar oluştu ve minare yıkıldı. O dönemin kayıtlarına göre, caminin büyük kısmı kullanılamaz hale geldi ve uzun yıllar ibadete kapalı kaldı.

Bu yıkım, Balıkesir halkı için hem manevi hem de kültürel bir kayıptı. Cami sadece taş ve tuğladan ibaret değildi; Balıkesirliler için geçmişle kurdukları bağın somut bir temsilcisiydi. Deprem sonrası caminin yeniden inşası ve restorasyonu uzun zaman almış, çeşitli dönemlerde onarımlarla bugünkü haline kavuşturulmuştur.

Zağnos Paşa Camii’nin 1898’deki yıkımı, Balıkesir’in geçmişinde derin izler bırakmıştır. Bugün cami ayaktadır, ancak yaşadığı bu büyük sarsıntı, hem tarihsel belgelerde hem de halkın hafızasında yerini korumaktadır. Bu olay, geçmişten günümüze yapıların korunması ve afetlere karşı dayanıklı hale getirilmesi gerektiğini hatırlatan önemli bir örnek olarak değerlendirilmektedir.